ENG
Rana Beri
ENG
İki Ördek Kavga Ettiğinde

İki Ördek Kavga Ettiğinde

Bu yazımda, sizlerle yeni dönem ruhani öğretmen ve yazarlarından Eckhart Tolle’un bir öyküsünü paylaşacağım. Amacım, bundan sonraki blog yazılarımda zaman zaman, üstad Eckhart’ın yazılarını sizlerle paylaşmak ve böylece günlük hayatımızda; o hep bahsettiğimiz “an”ın içinde var olan o saf neşe, huzur halini daha çok yaşamak olacak . Bundan sonra da anda kalmak, zihni bırakmak, bizi tek ve biricik yapan kalbimize daha çok kulak vermekle ilgili yazılarım devam edecek.


Sizlerle, Eckhart Tolle’un “Şimdinin Gücü” adlı kitabına ve sonra diğer eserlerine, ayakları yere basan bir şekilde birlikte bakmak ve benim üzerindeki etkilerini paylaşmak isterim. Sizin bu konularda neler hissettiğinizi de yorumlarınızda sizlerden duymak, o “anda kalma” ile “andan kayma” arasındaki ince çizgide keyif alarak dolaşmak, bunları yaparken de kendimize , düştüğümüz durumlara gülebilmek,  birlikte bizi daha güçlü kılacak yollar keşfetmek isterim.


İşte şimdi ilk hikaye geliyor. Bu hikaye hem çok sade, hem de, zihnimizin onun esiri olduğumuzda bizi nasıl mutsuzluğa götürebildiğini fark etmemiz için bir o kadar aydınlatıcı. Eline, ruhuna sağlık, sevgili Eckhart! …


“İki ördek kavga ettiğinde
– ki bu kavga hiç uzun sürmez- bir süre sonra ayrılırlar ve farklı yönlere uçarlar. Birbirlerinden ayrılınca güçlü bir şekilde kanatlarını birkaç kez çırpar, silkinirler ve böylece kavga sırasında biriken fazla enerjiyi üzerlerinden atarlar. Ondan sonra da,  hiç bir şey olmamış gibi huzurla süzülürler. Eğer ördekler insan zihnine sahip olsalardı, olay muhtemelen şöyle gelişirdi: Ördekler bir an için süzülmeye başlar, ama kavga tekrar akıllarına gelirdi. Kavgayı düşüncede canlı tutar, zihinlerinde kendilerine göre hikayeler yazarlardı.


Ördeklerden birinin  hikayesi muhtemelen şöyle olurdu: “Az önce yaptığına inanamıyorum! On santim yanıma yaklaştı… Sanki gölün sahibi oymuş gibi davranıyor. Özel alanıma hiç saygısı yok. Bu gölü kendi gölü zannediyor. Ona artık güvenmeyeceğim.  Bir daha sefere beni kızdırmak için kesin başka şeyler yapacak. Bir daha ki sefere ona unutamayacağı bir ders vereceğim’’. Böylelikle ,  ördeğin zihni bir sürü hikaye uydurur ve aradan günler, aylar, hatta yıllar geçse bile, ördek bunları düşünür ve bu hikayeleri düşünüp herkese anlatırdı. Diğer ördeği belki de hayatında bir daha hiç görmeyecek olması da bu ördek için önemli olmazdı. Bu olay, ördeğin zihnine yerleşir, ve de zihnini sonsuza dek kurcalardı. Ördeğin vücuduna gelince , düşüncelerde kavga hala devam ettiğinden , vücut da bu düşünceye inandığından, tepkisel duygu verir; bu duygu daha fazla düşünceyi tetikler, bu da egonun düşüncesi olurdu. Duygular, zihindeki hikayeyi; hikaye, duyguları beslerdi. Ve bu sonsuza dek sürerdi… Eğer ördek kavganın aslında çoktan bittiğini fark etmeyi seçmezsese, yani kendi uydurduğu hikayeye inanmaktan vazgeçmezse, bu zihninin yarattığı kısır döngüden ömür boyu acı çekerdi.


İşte, bir insanın zihnine sahip olsaydı, zavallı ördek böyle düşünürdü…


Maalesef, çoğumuz hayatı hep böyle yaşamaktayız…


Çoğumuz  için, olaylar gerçekte bitse bile, zihin ve zihnimizde yarattığımız hikaye, konuyu bitirmiyor da bitirmiyor. Maalesef, ördeklerden farklı olarak, insan türü, olan biteni hatırlama yeteneğine sahip. Bu hem harika hem de sorun yaratan bir durum. Ördekler, aslında bize önemli bir ders veriyor: Kanatlarını çırp ve silkin; yani “KENDİ UYDURDUĞUN HİKAYEYE TUTUNMAYI BIRAK”.


Gerçekte ne varsa onu yaşa.– şimdi ve burada, şu anda.


Sevgilerimle, Rana


*Eckhart Tolle,  A New Earth (Varolmanın Gücü), 2005.

PAYLAŞ