ENG
Rana Beri
ENG
Plan Yapmalı mı, Hiçbir Şeyi  Planlamamalı mı?

Plan Yapmalı mı, Hiçbir Şeyi Planlamamalı mı?

Çoğumuzu düşündüren bir konu bu.


Bir yandan sıkı sıkıya planlanmış bir hayat mı daha iyidir, yoksa gevşek bırakılmış  bir hayat mı?


Sanırım ideali, gerekli olan durumlarda, örneğin gelecek ay şirket toplantısının ne zaman yapılacağı söz konusu olduğunda olayı planlamak, takvime yerleştirmek, belki toplantının akışını da oluşturmak, sonra da hayata devam etmek .


Buraya kadar fiziksel yaşamımızın bir zorunluluğundan bahsediyoruz.


Bundan sonra yapılacak her tür zihinsel müdahale, “şimdi o toplantıda hangi stresli konu konuşulur, bana toplantıda sataşırlar mı, sataşırlarsa ben ağızlarının payını nasıl veririm?” gibi iç  diyaloglara girmek başka bir şey oluyor, işin planlamasını çok aşan, olayın içine egoyu, zihinsel birçok boyutu katan bir durum haline geliyor.


Bu durumda çare, o anda hayat bizden ne yapmamızı talep ediyorsa, gerekeni yapmak, planlamak. Zamanı gelinceye kadar da, sürecin içinde, enerjimizi yaşadığımız andan kopacak kadar kaybolmamak. Konuyu tekrar gerçekten bir şey yapmak gerekene kadar açmamak.


Bir de olayın sonrası var. Sonrasında da, eğer planımız başarıyla gerçekleşse de, gerçekleşmese de, bunu hayatın iniş çıkışlı sürecinin doğal bir parçası olarak görmek. Örneğin: oğlumuzun  ( eğer bizden talep ediyorsa) sınav öncesi hazırlanmasına destek olmak, sınav olup bittikten sonra da iyi not almışsa sevinmek, kötü not almışsa kabullenmek, bunun oğlumuza, kendiyle ilgili bir şey öğreteceğine inanmak.


İşte plan yapmakla ilgili hissiyatım böyle.


Plan yapmayalım demiyorum, gerektiğinde planı yapalım yapmasına, ama sonra onu orada, sadece bir plan olarak bırakalım, hayatımızın merkezine oturtmak yerine, bir “hayatı kolaylaştırmak aracı” olarak kullanalım. Sonra da, her araç gibi, onu ait olduğu yere geri bırakalım. Ve yaşamaya bakalım.


Sevgilerimle,


Rana

PAYLAŞ